|
|
 |
|
Bildiğimiz gibi besinleri çiğneme ve öğütmeye hazırlama işlemi ağızda başlar. Çiğneme sırasında dişlerimiz çok çok önemli görevler yerine getirirler. Çiğneme sistemimizi oluşturan dişlerimiz, dilimiz, ağız ve yanak mukozamız, tükürük bezlerimiz hepsi bir bütün olarak iş görürler. Bu sistem içinde her bir dişin kendine ait görevleri vardır. Tek bir dişin eksikliği bile bu sistemin işleyişinde aksaklıklara yol açar. Diş kaybı olan bölgede öncelikle kemik yıkımı başlar. Bunu takip eden zamanda eksik diş bölgesinde çökmeler; yan ve karsıt dişlerde boşluğa doğru devrilme ve sarkmalar görülür. HEM GERİDE KALAN DİŞLERİMİZ ZARAR GÖRÜR, HEM DE ÇİĞNEME SİSTEMİMİZDE KALICI hasarlar oluşur. Bu nedenle diş kaybınız varsa en kısa zamanda hekime başvurup size uygun bir tedavi yöntemi hakkında bilgi almalısınız. |
|
|
 |
Yaz mevsiminin gelmesiyle soğuk yiyecek ve içecek tüketimi artmaktadır.Diş hassasiyeti bazı kişilerde dondurma, soğuk içecek ve hatta meyve tüketimi ile bile oluşabilmekte ve günlük hayatı kabusa çevirmektedir.
En sık hassasiyet sebepleri; |
Diş minesindeki çatlaklar
- Lokal flor uygulamaları ve hassasiyet giderici diş macunları işe yarar
Diş minesinde oluşmuş aşınmalar ve madde kayıpları
- İyi bir anamnez ve ağız içi inceleme sonucunda aşınma nedenleri doğru tesbit edilmeli ve nedene göre tedbir alınmalı. Ör: Asitli gıdalarla uzun süreli temastan kaçınmalı ve aşınma yüzeylerine uygun malzeme ile tamamlayıcı tedavi yapılmalı.
Çürükler
- Dolgu yapılmalı
Yıpranmış ve kenar uyumu bozulmuş dolgu veya protezler
- Eski dolgu ve protezlerin değişmesi gerekir.
Dişeti çekilmesi
- Dişeti çekilme nedeni doğru tesbit edilip açıkta kalan kök yüzeylerine kapatıcı dolgular yapılmalı. |
|
|
Ağız kuruluğuna yol açan ilaçlar veya hastalıklar
- Yapay tükürük destekleri, bol sıvı alımı uygun olur.
Diş beyazlatma sonrasında oluşan hassasiyetler
- Potasyum nitrat ve sodyum florid içeren jel uygulamaları hassasiyeti giderir.
Dolgu ve protez yapımı sonrası görülen hassasiyetler
- Hekim kontrolü şarttır.
Hekiminize danışarak size uygun hassasiyet giderici diş macunlarını öğrenebilirsiniz. |
|
 |
|
Sabahları sık sık çenenizde kas tutukluğuyla mı uyanıyorsunuz? Veya baş, ense, sırt ağrısıyla mı? O zaman siz de muhtemelen geceleri dişlerini gıcırdatan %60'lık kesime dahilsiniz. Genellikle rutin diş kontrollerinde bunun izlerine rastlanır. Bilenmiş dişler bu olgunu kesin bir işaretidir. Bunun yanında boyun ve sırttaki kas gerilmeleri ve baş ağrısının sebebi de genellikle uykuda diş gıcırdatmadır.
Gerçek sebep stres. Bu olay tabii ki bilinç altından kaynaklanır ve sabah kalktıklarında birçoğu hiçbir şey hatırlamaz. Diş eksiklikleri, dolgular veya kaplamalar gibi pürüzlü yüzeyler, dişleri gıcırdatmaya neden olabilir. Aslında kişiler, dişlerini sürterek pürüzleri yok etmeye çalışırlar. Ancak bu sırada uygulanan güç, gün içersinde elma yerken harcanandan 30 kat daha fazladır. Gündüzleri acıya duyduğumuz hassasiyet çok daha fazladır. Geceki ağrı ve basınca, gündüz dayanmamız imkansızdır. |
|
Ne Yapabilirim ?
Özel ısırma aparatları gece takıldığında, dişlerinize aşırı yüklenmenizi engeller;
• Diş minesi
• Çene eklemi
• Çene kemikleri ve diş etine gelebilecek zararları da önler.
Diş doktoru tarafından kişinin ağız yapısına göre uygulanan bu aparat, dişlerin üzerinde bir kaplama gibi durur. Önemli olan
bu aparatı düzenli kullanmaktır. |
|
|
| |
|
 |
|
Elma ağızda sadece fizyolojik temizlik sağlıyor. Elma yemenin diş çürüklerinin önlediği yolundaki inanış gerçeği yansıtmıyor. Aksine şekerli ve asitli yiyecekler arasında yer alan elmanın kalıntıları diş çürüklerine yol açıyor.
Selçuk Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alparslan Gökalp, Türkiye'de diş çürüğü oranının, yüzde 80'in üzerinde olduğunu söyledi.
Bunun başlıca nedenleri arasında, dişlerin fırçalanmamasına bağlı olarak ağız sağlığına özen gösterilmemesi ve bilinçsiz beslenmenin geldiğini vurgulayan Gökalp, halk arasındaki yanlış inanışların da diş çürüklerinin hızlanmasında önemli rol oynadığını anlattı. Özellikle elma yemenin diş çürüklerini önlediği yolundaki inanışın gerçeği yansıtmadığını dile getiren Gökalp, şunları kaydetti: "Şekerli ve asitli yiyecekler arasında yer alan elmanın ağzındaki kalıntıları, diş çürüklerine yol açıyor.
Elma ağızda sadece mekanik, yani fizyolojik temizlik sağlar. Nötrleştirici özelliği yoktur. Ağzı, yiyecek kalıntılarından arındıran elmanın ağızda kalan suyu asitliği artıracağından, çürümeyi hızlandırır." |
|
| |
|
 |
|
Dişeti hastalıkları, kalp ve akciğer hastalığı, diyabet ile erken doğum/düşük doğum ağırlığı gelişiminde büyük bir risk faktörüdür. Kalp hastalıkları ve periodontal (dişeti) hastalıkların, gelişim mekanizmaları birbirine benzer. Her iki hastalık da ileri yaştaki, erkek, sosyokültürel düzeyi düşük, sigara içen, yüksek tansiyonu olan ve stresli bireylerde daha sık ortaya çıkar. Yapılan çalışmalarda, ağız enfeksiyonuna sahip bireylerde, enfeksiyonun görülmediği bireylere oranla yüzde 30 daha fazla miyokard enfarktüsüne rastlandığı belirtildi.
Riskler Artıyor
Dişeti hastalığı bulunan 50 yaşından genç erkekler, sağlıklı hemcinslerine göre yüzde 72 daha fazla kalp hastalığına yakalanma riskine sahiptir. Dişeti hastalığına neden olan mikroorganizmalar diyabetin gelişmesinde de rol oynuyor. Ayrıca, dişeti hastalığı olan bireylerde kan şekeri seviyesinin kontrolü zorlaşıyor. Benzer şekilde diyabet de dişeti hastalığının kontrol altına alınmasını zorlaştırır. Dişeti hastalığının tedavisiyle kan şekerinin kontrolü ve diyabetin kontrolü kolaylaşıyor.
Dişeti hastalığında etkili olan mikroorganizmaların solunması veya bu mikroorganizmaların solunum yollarında toplanması, akciğer hastalıklarının gelişmesine yol açıyor. |
|
| |
|
 |
| |
Bu yıl dişhekimliği bayramı ile kurban bayramı mutlu bir tesadüf sonucu çakıştı. Ülkemizde her yıl 22 Kasım ile başlayan hafta Ağız diş sağlığı haftası olarak kutlanır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki etkili ve düzenli diş fırçalama; ağız ve diş sağlığını korumak için yapılabilecek en doğru uygulamadır. Toplumumuzda kişi başına düşen yıllık diş fırçası ve diş macunu kullanımı gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında son derece düşük seviyededir. |
|
|
|
Pek çok kişi dişlerini fırçaladığını söylemekte ancak etkili fırçalayamadıkları yapılan inceleme sonucunda gözlenebilmektedir. Doğru bir fırçalama için fırçanın her 3 ayda bir yenilenmesi, fırçanın özellikle dental plağın en çok biriktiği diş - dişeti sınırında dairesel hareketlerle her bir diş alanı için 7-8 saniye kadar hareket ettirilmesi gereklidir. Buna ilave olarak günde bir kez dişipi kullanımı ve düzenli dişhekimi kontrolü pek çok ağız - diş sağlığı sorununun önüne geçmek için yeterli olacaktır. Lütfen hekiminize başvurarak nasıl etkili ve efektif diş fırçalamanız gerektiğini size uygulamalı olarak göstermesini isteyin. Hepinize iyi bayramlar.. |
|
|
 |
| |
Ramazan'ın yaz aylarına denk geldiği bugünlerde oruca bağlı uzun açlık süresi, ağız kokusunu rahatsız edici boyutlara ulaştırıyor. Özellikle diş taşı ve çürük açısından bakımı ihmal edilmiş ağızlarda var olan bakterilerle kendisini daha çok hissettiren ağız kokusu, açlık ile birleşerek daha kötü bir hal alıyor. Bu nedenle ramazan öncesi kişisel sağlık ve çevreyi rahatsız etmemek için mutlaka profesyonel ağız bakımı yaptırılması gerekiyor. Oruç sırasında ağız kuruluğunu önlemek de ayrıca önem kazanıyor. Diş macunlarına köpürme özelliği kazandıran sodyum lauril sulfat maddesi, maalesef ağız kuruluğuna yol açıyor, bu nedenle, sahurda dişleri bu tip maddeler içeren diş macunları ile fırçalamaktan kaçınmak gerekiyor. Piyasada bulunan macunlarda bu maddeye sıklıkla rastlandığı için de fırçalama işleminden sonra ağız bol su ile çalkalanmalı veya fırçalama sonrasında bir bardak su içilmelidir.
Ayrıca iftar ve sahurda hızlıca yenen yemekleri sindirmek için gazlı içecek kullanımı sıklığı da artıyor. Bu nedenle dişlerin asit erozyonuna maruz kalmasını önlemek için asitli içecek tüketimi sınırlandırılmalı veya arkasından ağız suyla çalkalanmalıdır. |
|
|
|
Halk arasında yanlış bilinen bir gerçek de yemek yenmediği saatlerde dişleri fırçalamanın gereksiz olduğu inancıdır. Oysaki bakteriler ağız ortamında her zaman vardır ve özellikle tükrükteki bakteri sayısı oldukça fazladır. Ayrıca yemek yenmediği için ağız ortamındaki sirkülasyon ve tükrüğün yıkama etkisi azaldığından bakterilerin üremesi için daha kolay bir ortam oluşur. Bu nedenle kahvaltı yapılmasa bile dişler sabah kalkıldığında ve yemek yenmese de gün içinde mutlaka fırçalanmalıdır. Bu fırçalamalar esnasında orucu bozulacak diye macun kullanımından kaçınan kişiler için illaki macun kullanımı gerekmez, önemli olan fırça ile mekanik
temizlenmenin sağlanmasıdır. |
|
|
 |
|
Kök hücre denen, genetik yollardan insan hücresi üretme deneylerinde insan dişi üretmek için bir milyon dolar fon ayrıldı.
Çalışma sonuç verirse damaklardaki boşlukları doldurmak için bundan böyle porselen ya da plastik değil, doğrudan organik dişler kullanılacak. Londra'daki King's College'de yapılan çalışmalar henüz başlangıç aşamasında ama bu çalışmayı yürüten bilim adamları gerçek insan dişi üreteceklerinden umutlu. Kök hücreler, vücudun değişik bölümlerinde doku ve organlara dönüşecek şekilde genetik olarak programlanan hücre gurubudur. Teoride kök hücrelerden diş üretmek de mümkün. Dişe dönüşmek
üzere programlanan kök hücreler hastanın çenesine yerleştirilecek. Diş etinin altına, boşluğa konacak. Dişin tam olarak gelişmesinin iki ay süreceği
düşünülüyor.
Fareler üzerindeki deneyler sürüyor ve King's College'deki bilim adamları insanlara kök hücre yerleştirilmesine iki yılda başlanabileceğini söylüyor.
İngiltere'de 50 yaşın üzerindeki kişilerin 32 dişinden ortalama on ikisi eksik. Bilim adamları suni değil, gerçek dişler yerleşirse, ağızlarda dişetlerinin ve diğer dişlerin daha iyi korunabileceğini söylüyor. Çünkü gerçek dişler değişime daha uyumlu oluyor. |
|
| |
|
 |
|
Greyfurt suyu bazı ilaçlarla etkileşime girerek ölümle sonuçlanabilen yan etkiler oluşturmaktadır. Bağırsaklardaki enzimler greyfurt suyu içince yok olmakta ve bu nedenle de ilacın parçalanması geciktiğinden kanda birikmekte ve sonuçta ilaç zehirlenmesine neden olabilmektedir.
Çalışmalar bir bardak greyfurt suyunun ilaçlarla olumsuz etkileşim göstermeye yettiğini, ilaçla beraber greyfurt suyu içmenin veya suyu içtikten 12 saat sonra bile ilaç almanın bu etkiyi ortadan kaldırmadığını göstermiştir. Kimi tansiyon ilaçlarının greyfurt suyu içen kişilerin kanlarında anormal seviyede yüksek düzeylere ulaştığı , kolesterol düşürücü ilaçların kan düzeylerinin 2-16 kat arttığı, antihistaminik ilaçların greyfurt suyuyla birlikte kalbe zarar verdiği yapılan çalışmalarla ortaya çıkmıştır. |
|
| |
|
 |
|
İngiliz bilimadamları,dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancının yanlış, dişleri bu şekilde fırçalamanın zararlı olduğunu bildirdiler.
New Castle Üniversitesinde görevli bilim adamı Peter Heasman ve ekibinin gönüllüler üzerinde 4 hafta süreyle yaptığı araştırmada, iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediği tespit edildi.
Dişlerin sert şekilde fırçalanmasının diş minesine ve etine zarar verebileceğini belirten Heasman, bakterilerin belirli bir süre içinde öldüğünü, dişlerin bu süreden daha uzun ve sert şekilde fırçalanmasının olumlu etkisinin bulunmadığını, hatta zararlı olabileceğini kaydetti.
Araştırma sonucunda ,ideal sürenin iki dakika ve dişlere uygulanan en uygun basıncın 150 gr. olduğu ortaya çıktı. Sürenin kolaylıkla ölçülebileceğini kaydeden bilim adamları,basınç konusunda emin olmayan kişilere en uygun tekniği diş hekimlerinden öğrenmeyi ,dişleri çok sert fırçalamamayı, dişipi kullanmayı ve dişleri günde en az bir kez fırçalamayı önerdi. |
|
| |
|
 |
| |
Yetişkin ve kordon kanından elde edilen kök hücrelerden sonra şimdi de süt dişi ve yirmi yaş dişlerinden elde edilen kök hücreler dondurularak gelecekte bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere kök hücre bankalarında saklanıyor.
Diş kök hücrelerinin, yetişkin kök hücrelerine nazaran tam gelişmemiş ve farklılaşmamış olmasından dolayı çok fazla doku tipi oluşturma potansiyeline sahip olduklarına inanılmaktadır. Kordon kanından alınan kök hücreler kan hücrelerine önüşebilme eğilimi gösterirken , diş kök hücreleri, kemik, kıkırdak, kalp, kas ve sinir hücre ve dokularına dönüşebilme potansiyeline sahiptir. |
|
|
|
2000 Yılından sonra, dünyanın çeşitli araştırma merkezlerinde hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda dişte bulunan kök hücrelerin kalp hastalıkları, Alzheimer's, Parkinson's, omurilik zedelenmesine bağlı felçler gibi tedavisi zor hastalıkları iyileştirmede potansiyel ; aynı zamanda kemik yapılanması , diş oluşturma, diş eti çene hastalıkları ile, kıkırdak, yağ ve kas gibi birleştirici organları canlandırma ve oluşturma açısından umut vadettiği ortaya çıkarılmıştır.Diş kök hücrelerinin ayrıştırılıp saklanabilmesi için süt dişi ve yirmi yaş dişlerinin dişhekimi muayenehanesinde çekilir çekilmez özel solüsyonlara konulması gerekmektedir. |
|
|
 |
|
Amerikan Psikoloji Derneği(American Psychological
Association) tarafından yayınlanan bir bildiride, kronik stresin bireyleri hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirmenin yanı sıra immün sistemlerinin sinyallerine yanıt verme kabiliyetini de olumsuz yönde etkilediği belirtilmektedir. Araştırmacılar bu durumun enflamatuar hastalıklara karşı duyarlılığı arttırabileceğini öne sürmektedir. Alveol kemiğin yıkıma uğradığı periodontitis (yaygın dişeti iltihabı) vakalarında da benzer patobiyolojik değişimler saptanmıştır.
The Journal of Periodontology de yayınlanan bir çalışmada klinik depresyonun periodontal (dişeti ve çevre dokuları) tedavinin sonuçları üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu bulunmuştur.Ayrıca stres, zorlanma ve sorunlarla baş edememe gibi faktörlerin periodontal hastalıklar için risk faktörü teşkil ettiği belirlenmiştir.
. |
|
| |
|
 |
|
Japonya' da yapılan araştırmalara göre, şekersiz yoğurt nefes kokusunu gideriyor, diş taşı ve diş eti iltihaplarını da doğal yollardan önlüyor.
Sonuçları İngiltere'de yayınlanan araştırma kapsamında altı hafta boyunca
günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin %80'inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyi düştü. Japon bilim adamları, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediğini vurguladı.
İngiliz Diş Sağlığı Vakfı yöneticileri de araştırma sonuçlarını memnuniyetle
karşıladıklarını belirtti. Vakıf yöneticilerine göre İngiltere' de her dört kişiden birinin nefes kokusu sorunu bulunuyor ve her yirmi kişiden 19'u hayatlarının bir döneminde diş eti iltihabı yaşıyor.
. |
|
Hızlı kilo vermek isteyenlere
Yoğurt, yağ yakma özelliğiyle çabuk kilo vermek ve özellikle karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için de ideal bir besin olarak görülüyor.
ABD'de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. |
|
|
| |
|
 |
| Pek çok anne hamilelik döneminde veya sonrasında ağız ve diş sağlığı problemi ile karşılaşmıştır. Bu durum genelde normal kabul edilse de aslında önlenebilir ve kesinlikle normal bir durum değildir. |
|
|
|
Gebelik döneminde diş ve dişeti sorunu yaşamanın belli başlı 3 nedeni vardır. Hormonal değişimler, sık sık yemek yemeye veya kusmalara bağlı ağızdaki asit ortamın artması ve ağız hijyenini ihmal etme. Unutmamak gerekir ki kusmalardan hemen sonra dişleri fırçalamak doğru değildir. En iyisi suyla çalkalamaktır. Hormonal değişimlere bağlı dişeti kanamaları ağız hijyeninin ihmal edilmesiyle birleşince diş kayıplarına kadar yol açabilmektedir. |
|
En doğru yöntem planlı hamileliklerde hamilelik öncesinde koruyucu tedavinin yapılmış olmasıdır.Ancak genel bilinenin aksine hamilelik sırasında da pek çok diş tedavisi yapılabilmektedir.
Bilinmesi gereken en önemli nokta uzun süre devam eden diş ağrısı ve diş enfeksiyonunun; düşük,düşük doğum ağırlıklı bebek veya erken doğuma yol açtığıdır. Ve en çok yanlış bilinen de hamilelikte diş tedavisi sırasında uyuşturucu iğne yapılamayacağıdır. Bilinenin aksine kullanılan uyuşturucu iğnelerin bebek üzerine hiçbir zararı yoktur ve güvenle kullanılabilir. Ağrıyan dişlere geçici ağrı kesme yöntemleri uygulanarak hamileliğin rahat geçmesi sağlanabilir. |
|
|
|
 |
| Pek çoğumuz ağız açıp kaparken çıkan seslerden veya ağrılı çiğneme hareketlerinden şikayetçiyizdir. Ağız açıp kaparken eklemden ses gelmesi, ağız açmada kısıtlılık, ağrılı açma kapama, alt ve üst çenede gezen ağrılar gibi belirtiler veren çene eklemi sorunları toplumda oldukça sık rastlanmaktadır. Diş sıkma, gıcırdatma, kötü protez ve dolgular, bozulmuş alt ve üst çene ilişkileri, travma gibi nedenleri olan çene eklemi sorunlarında tedaviyi ertelemek veya ihmal etmek geri dönüşü olmayan eklem diski deformasyonlarına ve/veya osteoartrite (kireçlenme) neden olmaktadır.İşte bütün sorun da tedavi arayışında ortaya çıkmaktadır. |
|
|
|
Ülkemizde pek yaygın olmayan çene eklemi uzmanlığı dişhekimlerinin uzmanlık alanına girmektedir. Pek çok hasta nöroloji, ortopedi, fizik tedavi, kulak burun boğaz gibi branşlarda vakit kaybedip tedavisini geciktirmektedir.Çene eklemi problemlerinde cerrahi en son düşünülmesi gereken bir yöntemdir. Eklem uzmanı dişhekimi tedavi aşamalarını hastayı muayene sırasında yönlendirir.Çene eklemi tedavisi uzun süreli ve sık tekrarlanan seanslarla sürdürülen bir tedavidir. |
|
| |
|
 |
|
Çocukların süt içmek yerine daha fazla sodalı ve gazlı içecekler tüketmelerinin, başa kırıklar olmak üzere, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği kaydedildi.
ABD'de federal düzeyde verilen bilgilere göre, erkek çocukların yüzde 64'ü, kız çocuklarınsa yüzde 86'sı yeterli miktarda kalsiyum almıyor. Kaliforniya'da görev yapan doktorlar arasında yapılan bir araştırmaysa doktorların yarısının, süt yerine gazlı meşrubatlar içtikleri için çocukların kemik yapılarının her geçen gün daha da zayıfladığını düşündüklerini ortaya koydu.
Mayo Klinik tarafından yapılan bir araştırma sonuçlarına göreyse doktorlar bugün 30 yıl öncesine göre yüzde 42 oranında daha fazla kol ve bacak kırığıyla karşılaşıyorlar. Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırma da, söz konusu kırıklarda sadece zayıf kemiklerin değil, aşırı kiloların da önemli bir etken olduğunu ortaya koydu.
ABD'deki resmi raporlarda çocukların yüzde 45'i aşırı kilolu olarak tanımlanırken, bu rakamın 1980 ile 2000 yılları arasında önceki yıllara oranla iki kat arttığı kaydediliyor.
Süt tüketimi az olan çocukların özellikle ekstrem sporlar yapması durumundaysa kol ve bacak kırıklarının çok daha fazla arttığı kaydediliyor. |
|
| |
|
 |
| Pek çok reklamda karşımıza çıkan ağız kokusu tabletlerinin kullanımı hiç de masum olmayan sakıncalar içerebilir.Ağız kokuları oldukça çeşitlidir ve gıdalardan kaynaklanmayan ağız kokuları pek çok hastalığın ilk belirtisi olabilir.Örneğin böbrek hastalıklarında,diyabette,mide barsak problemlerinde ,dişeti ,akciğer,boğaz enfeksiyonlarında ağız kokusu ayırıcı tanı yöntemi olarak kullanılır ve hastalık ilerlemeden tedavi olmayı kolaylaştırır.Çok faydalı ve kullanımı kolay bir şeymiş gibi sunulan ağı kokusu tabletleri veya gargaralar,pek çok kereler ağız kokusunun nedenini tedavi etmeden sadece kokuyu maskeledikleri için hastalıkların ilerlemesine ve tedavi seçeneklerinin kısıtlanmasına yol açmaktadırlar.Bu nedenle uzun süre devam eden ve yiyeceklere bağlı olmadan süregelen ağız kokularında mutlaka öncelikle dişhekimlerine başvurmalısınız. |
|
|
| |
|
 |
|
Şeker - Ramazan - Bayramına az kaldı. Hepimiz
milletçe, sevinç ve umutla bir bayramı daha barış ve huzur içinde kutlamayı arzu ediyoruz. Fakat unutmamamız gereken bir nokta var ki bayramlarda doruğa çıkan şeker ve tatlı tüketimi. Şeker ve asitli gıdalar diş çürüğünün başlaması için ilk adımdır. Mümkünse şeker ve tatlı tüketimini sınırlayalım. |
|
Hiçbirşey yapamıyorsak veya birbirinden güzel tatlı ve çikolatalara hayır diyemiyorsak sık sık su tüketelim veya suyla ağzımızı çalkalayalım. Özellikle çocuklarımızı bu konuda yönlendirmeliyiz. Çünkü su, şekerli gıdaların oluşturduğu asit ortamı nötralize etmemize yardım eder ve çürüklerden korunmamız için en pratik yöntemdir.
Yatmadan önce çalkalamak yetmez, mutlaka
fırçalamalı ve dişipi kullanmalıyız. Çünkü gece yenilen tatlıların çürük oluşturma riski daha yüksektir.
Hepimize hayırlı, mutlu ve güzel bayramlar dileriz. |
|
|
|
|
 |
|
Porselen kuron ve veneerler kaybettiğimiz dişlerimizin fonksiyon ve estetiğini yerine koymak için mükemmel çözümlerdir. Ancak dayanıklı, sağlıklı olmaları ve uzun ömürlü hizmet vermeleri için bakıma ihtiyaçaları vardır. Onlar da tıpkı doğal dişlerimiz gibi çürüklerden, stresten, ve travmadan uzak tutulmalıdırlar!
Fırçalamak ve dişipi kullanmak zaten vazgeçilmezdir. Porselen dişleriniz ağzınıza yerleştirildikten sonra dikkat etmeniz gereken nokta, özellikle yeni dişlerinizin, çevresindeki dişeti ile birleşim bölgelerinin ve köprülerin gövde altı dişeti dokusunun iyi temizlendiğinden emin olmaktır. Köprülerinizin gövde altlarını bu iş için özel tasarlanmış dişipleri ile temizleyebilirsiniz. Unutmayın, yapılan kuronlar dişlerinizi çürüklerden korumak üzere tasarlanmıştır. Ancak bunu yaparken onların da bakterilerden ve dişeti enfeksiyonlarından korunmaya ihtiyaçları vardır. |
|
Kuron kenarlarını bakterilerden ve çürükten korumak, porselen dişlerinizi alttaki dişlerinize sabitleyen yapıştırıcının da fonksiyonunu daha uzun süre yerine getirmesine yardımcı olur. Eğer kuron kenarları bakteri ve çürük gibi asit ortama maruz kalırsa kuron yapıştırıcısı da kısa sürede dişten ayrılacaktır. Tıpkı doğal dişlerimiz gibi porselen kuronlarımızın da üst yüzeylerine gıda maddeleri yapışıp birikebilir. Yeterli ve etkili fırçalama bu sorunun da üstesinden gelmemize yardımcı olacaktır.
Ayrıca doğal dişlerimiz de olduğu gibi porselen kuronlarımızı da travmalardan korumamız gerekir. Porselen dişler, doğal dişlerden daha az esnek oldukları için travmalara daha dayanıksız ve daha kırılgandırlar. Eğer diş sıkma ve gıcırdatma probleminiz varsa dişlerinize sürekli kronik travma uyguluyorsunuz demektir ki bu durumda porselen dişleriniz de travmadan nasibini alacaktır. Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığını gidermek ve dişlerinizi daha uzun ömürlü ve sağlıklı kullanmak için hekiminize diş koruyucu yaptırmalısınız. Bu tip koruyuculara "nite guard" veya "bite guard" denmektedir. |
|
|
| |
|
 |
Diş fırçası almak için bir markete veya eczaneye girdiğimizde seçeneklerin çokluğu karşısında en doğruyu seçebilmek için çoğunlukla zorlanırız. İlaç reklamlarına getirilen kısıtlamalar, konu dişfırçası ve diş macunu olduğunda devreye girmemekte; konu, rekabete olabildiğince açık, bigilendirmeye değil de satışa yönelik bir ürün bombardımanı altında işlenmektedir.
Diş fırçası seçerken dikkat edilmesi gereken kurallar şöyledir:
1. Fırça sapı düz olmalı
2. Fırça kılları orta sertlıkte,uçları yuvarlatılmış naylon olmalı
3. Fırça boyutları 1cm*2cm civarında olmalı
Macun seçimi konusu da dişhekimlerinin sık karşılaştığı sorulardandır.Bu konuda önemli olan diş fırçalarken mekanik olarak iyi temizleyip temizlemediğinizdir. Yani kullandığınız macundan çok , etkin bir fırçalama yapıp yapamadığınız önemlidir. Macun bakteri plağının yok edilmesinde sanıldığı kadar etkili değildir. Sadece ağza hoş bir koku ve tat vermesi nedeniyle tercih edilmelidir. Macunların içindeki florür veya fluoridin diş yüzeyinden içeriye nüfuz etmesi mümkün değildir. Bu durumda macunlardaki florürün diş sağlığımıza olumlu katkılar getireceğini ummak fazla iyimserlik olmaktadır. Verilebilecek en basit tavsiye, basic bir diş macununun seçilmesinin yeterli olduğudur.
Ancak atlanmaması gereken önemli bir nokta da hangi macunların kullanılmaması veya kısıtlı kullanılması gerektiğidir. Özellikle antitartar dişmacunları ve sigara içen bireylere yönelik beyazlatıcı dişmacunlarının içeriğinde var olan aşındırıcı maddeler nedeniyle, devamlı kullanımlarında diş minesi yüzeyinde kalıcı aşınmalar,mine defektleri meydana geldiği bildirilmiştir. Bu tip dişmacunlarının devamlı kullanılmaması tavsiye edilmektedir. |
|
|
| |
|
 |
|
Marmara Üniversitesi Pedodonti Anabilim Dalı'nda yapılan araştırmaya göre spor ve enerji içecekleri diş çürüklerine ve diş erozyonlarına neden olmakta.
Enerji ve spor içecekleri, içerdikleri karbonhidratların (glikoz ve fruktoz) mikroorganizmalar tarafından aside dönüştürülmesi ile çürük yapıcı etkilerini gösterirken, diğer yandan asidik olmaları nedeniyle de dişlerde erozyona neden olurlar. |
|
|
|
|
Dişlerde çürükten sonra en fazla doku kaybına neden olan erozyon olgularının son 10 yılda arttığı gözlenmiştir. Asitli içeceklerin tüketiminden hemen sonra diş fırçalamanın da erozyon etkisini arttırması nedeniyle, bu tür içeceklerin sınırlı kullanılması ve tüketildikten hemen sonra dişlerin FIRÇALANMAMASI ( evet yanlış
yazılmadı - fırçalanmaması ), suyla çalkalanması veya asitliği düzenleyen xylitol içerikli çikletler çiğnenmesi doğru olacaktır. |
|
|
 |
|
 |
İnsanlarda diş renkleri tıpkı ten renkleri gibi farklılıklar gösterir. Bazı kişiler doğuştan şanslı olarak beyaz diş rengine sahiptirler. Bazen de genetik olarak daha koyu diş rengiyle doğarız. Annemizin hamileyken kullandığı veya çocukken bizim kullandığımız bazı antibiyotiklerden dolayı da diş rengimiz koyulaşabilir. Veya içtiğimiz sulardaki flour yoğunluğu da diş rengimizin koyulaşmasına neden olur.
Çeşitli nedenlerle koyulaşmış dişlerin rengini daha açık hale getirme işlemine diş beyazlatma denir. Bu işlemi evinizde gece yatarken takacağınız bir aparey içine sıkılan jellerle veya klinik içinde doktor gözetiminde yaptırabilirsiniz. |

|
|

|
Evde yapılanlara home bleaching, klinikte yapılanlara office bleaching denmektedir. Office bleaching işlemi sadece 1 saat sürmektedir. Office bleaching sırasında, kullanılan jellerin aktive edilmesi gerekmektedir. Bu da LED denen özel dalga boyuna sahip ışınlarla yapılabilir. Office bleachingde başarı , kullanılan jellerin konsantrasyonuna ve bu jelleri aktive eden ışık kaynağının aktivasyon gücüne bağlıdır. Beyazlatma işleminin herhangi bir yan etkisi yoktur. JADA (Journel of The American Dental Association) nın Şubat 2003 sayısında bu konuyla ilgili yapılmış literatür çalışmalarını bulabilirsiniz. Bu çalışmalara göre takip edilen 20 yıllık vakalarda hiçbir yan etki rapor edilmemiştir. Doğru
uygulandığında dişler ve dişetlerine hiçbir zarar vermez.
Kliniğimizde LED ışığı ve bu ışığa duyarlı jeller ile Office bleaching yapılmaktadır. LED ışığı ile yapılan beyazlatma işlemlerinde diş renklerini 8 ila 12 ton arasında beyazlatmak mümkündür. En üstteki resim kliniğimizde uygulanan beyazlatma işleminin 1saat öncesi ve sonrasına aittir. |
|
Office bleaching avantajları
1 saatlik tek seans sonrası ortalama 8-12 ton beyazlama
İşlem sonrası hassasiyet minimum
Elde edilen rengin korunması maximum
Doktor tarafından uygulandığı için ağzın geri kalan dokularının korunması
Günlük alışkanlıklardan vazgeçmeden yüz güldüren sonuç (sigara,kahve,çay)
Magazin Dünyasında Diş Beyazlatma

|
|
 |
|
Journal of the American Geriatrics Society dergisinde yer alan yeni bir araştırmada kök yüzeyi çürüğüne sahip bireylerde kalp atışlarında düzensizlik riskinin arttığı bildirilmektedir. Araştırma; genel sağlık durumları iyi olan, kentte yaşayan ve benzer yaşam koşullarına sahip olan 125 kişi üzerinde yapılmıştır. Araştırmacılar, iki ya da daha fazla sayıda aktif kök yüzeyi çürüğüne sahip olan kişilerde kök yüzeyi çürüğü bulunmayan kişilere göre iki kat daha fazla oranda kardiyak aritmi bulunduğunu fark etmişlerdir. Araştırmacılar kök yüzeyi çürüklerinin genel sağlığın bozulmasının bir göstergesi olabileceğini belirtmekte ve ağzın da vücudun bir parçası olduğunun altını çizmektedirler. |
|
|
| |
|